Bundan beş sene önce çok temiz bir insan tanımıştım. Şimdi beş yılın ardından gelen bu güne isyanım, çünkü bu günden nefret ediyorum. Suçlu da aramıyorum. Arayışlar içine girdi mi insan sevgisini de bir kenara atabiliyor. Bu gün bunları sana yazmamın tek sebebi senden kalan son 18 Temmuz'u ve duygularımı yanlız yaşamamaktı. Sana artık kızmıyorm doğrularla yanlışlarla yaşadığımız 5 yıla lanet etmiyorum. Yaşandı ve bitti, artık kendime dur diyorum. sen gerçekten özeldin, benim özelimdin ve hepte öyle kalacaksın. Tabi benim içimde yaşadığım Can'la, Allah'a emanet ol. Hoşçakal güzel gözlü...
Şaşkınlığımı saf bakışlarım yansıtıyorum bazen. Sana bakışlarımdaki boşluk bu yüzdendir. Karşımdaki insanın en çirkin halini görüyorum şu anda. Birkaç saat önceki hayatımda sadece sana bakan gözlerimle süzdüm o güzel yüzünü. Dudaklarımdan çıkan son nefesimdeki sessiz cümleler senin içindi. İki mısra söyledim: Seni seviyorum, Seni seviyorum.. Son bakışımdaki cesaret yüklü gülümsemem de beni aldatışların içindi, aslında bir isyanı anlatıyordu. Vücudumun soğukluğu da sendendir bilmeni isterim son görüşmemizdeki soğukluğunun karşılığıdır. Aslında hiçbirşeyi anlatacak durumda değilim şimdi. Tek düşünebildiğim hayatımın son anlarında neden herşeyi sana yükledim. Neden birtek seni gördüm sadece. Belki de geri kalan yıllarımda yaşayacaktım asıl aşkı. Pişman değilim sevdiğim. Sadece senin o gözyaşlarının soğuk tenime değmesi aşkı anlatıyor bana. Şu anki ağlayışının sebebi de bensem eğer emin ol seni bekleyeceğim. Çünkü ben sadece seni sevdim. Gece rüyamda görüp uyanışlarım ve sevgime karşılık yaptıklarını düşündükçe ağlayışlarım geliyor aklıma. Neden diyorum hep hayat acı veriyor insana, neden bazı şeyleri elde edemiyorum, neden seni ölürcesine sevip te ölüyorum sevdiğim?
Sabah uyandığımda elimde bir çiçek vardı. Kırmızı ve güzel kokusuyla, dikenleri elime batmış. Eskiden bizim orda bir kız vardı her gün yeniden başlardı minik elleriyle bahçedeki gülleri sulamaya. Zamanında küçük elleriydi gül gibi kokan. Ağaçların arasında tek başına yaşardı. Rüya sanki bu küçüklüğümü hatırlattın bu sabah bana. Rüyamda da o minik kızı görmüştüm zaten. Yeniden başladım ben de yaşamaya. Başka dünyalar aradım kendime. Oysa bundan birkaç saat önce kollarımdaydın. Gözlerin içinden gelen aşkın masalını fısıldadın bana. Sevginin ölümsüzlüğünü anlattın dakikalarca. Dinledim seni usanmadan tutkuyla, bir adım bir nefesle. Rüyaydı sadece. Yoksun şimdi. Geçmişe bakıyorum da ben yaşarken bana olan aşkın ölmüşş. Biliyordum ben de aşkın ölümsüz olmadığını. Biliyordum gideceğini o eski kapıyı çekip vuracağını. Öldüm mü?
Özür dilerim sevdiğim, gitmek zorundayım. Gözlerimi kapatıp bu hayata veda etmek zorundayım. Ben yaşamayı seçmiştim senin için, ama birkez daha yanılmışım. Şimdi gözlerim kapanacak ve herşey hafifleyecek benim için. Her bir hücrem ölecek. Ama kalbim senin aşkınla, durmayacak sevdiğim. Ben hala buradayım diyecek sana. Gitmedim, gel diyecek. Rüyalardaki gibi olmasını umuyorum bu gidişin. Artık uçabileceğim, ve çıkacağım göklere. Senin için bağıracağım sevdiğim. Sen başkalarının kollarındayken öleceğim ben.
Söz veriyorum sevdiğim ilk kırk gün hep yanında olacağım. Daha fazlasına müsade etmiyorlar biliyorsun. Ama sen yine başkalarının yanında olacaksın. Ve ben sırf bunu görmemek için ölümü seçmemişmiydim?
Her yer karanlık ve sessiz burada. Buzdan kaleler içindeyim sanki. Öylesine sevmişim ki seni, gitmek istemiyor vücudum, direniyor bu hayata. Ama başka yolum yok. Başka şansım yok. Gitmeliyim sevgilim, beni bekliyorlar..
Git!... Yüzüme öle bakma. Hiç durma, bir gidenin bidaha asla giremeyeceği kapı orda, git... Hiçbişey açıklamak zorunda deilsin. Giderken söleyecek bişey bulamaz insanlar, sen bahanelerin arkasına sğınanlardan olma git...
(Oysa daha doyamadım sana... Kokunu yeterince çekemedim içime... Yapacağımız ne çok şey vardı. Neler planlamıştık... Şimdi ne yapacağım ben? Nasıl duracağım ayakta? "Kal" dersem kalırmısın yar? Nasıl istiyorum, yalan bile olsa "Bu gidiş zorunluluktan, bekle beni döneceğim.." demeni...)
Her aşk biter sen de git. Hem zaten biteceği daha baştan belli bir aşktı bizimkisi. Sen gitmesen belki bir gün ben gidecektim... Herkes kendi tercihini yaşar ve sen tercihini yaptın. Rahat ol git. Aklın kalmasın burada. Dramatik vedaların kahramanları olmayalım, git...
(Benim aklım sende kalacak. Sadece aklım değil, yüreğim de... Bitmezdi bizim aşkımız. Asla terk etmezdim seni. Benliğimi, varlığımı, hayatımı adamıştım ben bu aşka. Beni tercih etmeni isterdim. Benimle yaşamanı isterdim, şimdi neyi ya da kimi seçtiğinin ne önemi var artık? Ağlayacağım ardından, kahretsin ağlayacağım...)
İstersen dost olabiliriz, haberleşiriz birbirmizle. Mutlu olmanı isterim. Sen mutlu olmayı hakeden birisin. Elbette ben de mutlu olacağım, merak etme git. Hayatımıza başkaları girecek ve biz belki de birlikte yaşadıklarımızı bir süre sonra hatırlamayacağız bile. Hangi yara kabuk bağlamış ki bu güne kadar? Hangi ateş sönmemiş ki? Yapman gerekeni yap, git...
(Sensiz mutlu olabilir miyim ben yar? Unutabilir misin bu kadar kolay? Yaşadığmıız onca şeyi silebilir misin? Ya da benn... Mümkün değil, seni içimden çıkartıp atmam. Mümkün değil. Biliyorum hiçbir ilaç iyileştirmeyecek senin açtığın yarayı... Senin mutlu olmanı istediğim de yalan. Mutlu olma yar, benim gibi sen de mutlu olma. Belki o zaman, yeniden dönersin bana...)
Haydi zaman geçiyor artık, git... Hem neden suratın asık? Sevinmelisin gittiğine. Aslında sana teşekkür etmeliyim. Beni bu aşkın yükünü taşımaktan kurtardığın için. Rahatladım biliyor musun? Bende kalan bir kaç parça eşyanı da gönderirim ardından. Fırsat buldukça ararım seni, haydi git...
(Gitme benim güzel gözlüm, gitmee... Beni bu aptal dünyada bir başıma bırakıp gitme. Gidipte yüreğimi öldürme. İçim acıyor, kalbim sıkışıyor. Ben saıl sensizliğin yükünü taşıyamam. Ne olur gitme...
Hani bazen çok uzaklara dalarsın, sevdiğin gelir aklına ve oturup ağlarsın.
Hiç bir şeye değmezken hayat, sen yanarsın.
Sadece onun için, belki de çok özlediğin içindir, ya da çok kırmıştır seni ama sonucunda seviyorsundur onu ve hiçbir şeyi görmüyordur gözün yanlızca o vardır hayatını tamamlayan ve kendini eksik hissettiğinde gerçekten yoktur bunu anlarsın.
Çünkü seven insan hisseder.
Ne kadar yansanda, ne kadar kahrolsan da gitmiştir bikere.
Belki geri dönüşü yoktur ama çok büyük anılar bırakmıştır içinde.
Ne kadar uzakta olursa olsun sevdiğin, yine de mutlusundur çünkü aynı oksijeni alıyor ve aynı ayrılığı yaşıyorsunuzdur.
Durur mu damarlarımdaki kan¿ Ben bir bedeviyken sensiz bu hayatta. Durur mu gözlerimdeki anlamsız bakış¿ Ben bir hiçken sensiz milyonlarca solukta. Durur mu bedenimden sıyrılıp giden zaman¿ Ben bir anıyken sensiz sararan fotoğraflarda....
Bilirim durmazsın bu virane şehirde. Gelecek dediğin kollara yol alırken, Bilirim işitmezsin sözleri duyamazsın gerçekleri. Yaşam dediğin gölgelerde kaybolurken, Bilirim sevemezsin beni. Gündüzleri gecelere yeğlerken....
Hadi git! Dindir sağanağını ve bir veda et sabaha karşı. İçin buz kessin, Bir soğukla bak güneşe. Yeni doğan güneş anlatsın sana donuk yangınlarını…
Hadi git! Uzun bir yoldasın uzun zamandır. Zaman yolculuğu tamamlama zamanı. Bir haritayla kaybolmuşsun, bir harita olmuşsun yolun yolunca. Kayıp şehirlerde yanmış küllerin, Kayıp ilanları verilmiş aşkın üstüne…
Gittin...
Ben arkandan sadece baktım...
Oysa söyleyecek o kadar şeyim vardı ki..
"Gidersen iyiye dair ne varsa içimde,
Yitireceğim hepsini...
Gidersen sönecek içimdeki ateş,
Ve birdaha hiç kimse yakamayacak...
Gidersen karalığa mahkum edeceksin günlerimi,
O karanıkta Yolumu kaybedeceğim..."
Diyecektim sana...
Konuşamadım.....